Sarıyıldız: Faşizm ancak direnişle gider

img

ANKARA - PKK lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kırılmasının izlenen savaş politikalarının son bulması anlamına geldiğini söyleyen Kürt siyasetçi Faysal Sarıyıldız, “Faşizm kendiliğinden gitmiyor, ancak direnişle gidiyor” diyerek, cezaevlerinde süren açlık grevlerinin rolüne dikkat çekti. 

Tutuklu Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in tecride karşı başlattığı açlık grevi eylemi, 65’inci gününe girdi. Yine farklı cezaevlerinde bulunup, aynı taleple süresiz-dönüşümsüz açlık grevine giren tutukluların sayısı 226’ya çıkmış durumda. Sürdürülen eylem yeni katılımlarla her geçen gün büyürken, AKP hükümeti ise bu eylemler karşısında sessiz.
 
Kürt siyasetçilere dönük KCK operasyonları kapsamında tutuklu bulunduğu 2012 yılında, yine cezaevlerinde tecride karşı başlatılan açlık grevine giren isimlerden biri olan HDP Şırnak eski Milletvekili Faysal Sarıyıldız, Güven’in başlattığı açlık grevi ve İmralı’da uygulanan tecride dair değerlendirmelerde bulundu.
 
Türkiye’nin 2012 yılında benzer bir süreçten geçtiğini hatırlatan Sarıyıldız, devletin her türlü zor imkanını devreye koyduğu, buna karşı Kürt siyasal hareketinin ise birçok alanda direndiği bir dönem yaşandığını dile getirdi. Sarıyıldız, söz konusu o dönem için “Kürdistan dağlarının ve ormanlarının her gün bombalandığı, insanların öldüğü, kentlerde yüzlerce insanın gözaltına alındığı bir süreçti” diye belirtti.
 
‘O DÖNEMDE GÖRÜŞMELER KESİLMİŞTİ’
 
O dönem yine Öcalan ile görüşmelerin kesildiğini belirten Sarıyıldız, cezaevlerinin toplumsal sorunların çok daha rafine göründüğü, analiz edildiği, tehlike ve risk tahlillerinin yapıldığı mekanlar olduğunu söyleyerek, “O zamanda bedenini ölüme yatırma dışında başka bir direniş alanının olmadığı, düşünsel ve ruhsal direnişin bu süreçten çıkışı sağlayabileceği görülmüştü” dedi.
 
Sarıyıldız, girilen açlık grevi üzerinde büyük bir çıkmaz içerisine giren devletin, Öcalan ile görüşmek zorunda kaldığını ve yeni bir sürecin başladığını belirtti. Sarıyıldız, bu süreç için ise “Kürt tutukluların yaptığı direniş sadece Kürtlere değil, tüm Türkiye halklarına kazandırdı. Türkiye’de yaşayan 80 milyon insan o direnişin çıkardığı sonuçlarla bir nefes alabildi” ifadelerini kullandı.
 
‘İKİ YIL BOYUNCA HİÇ KAN AKMADI’
 
Başlatılan çözüm sürecinde Öcalan’ın siyasal önermeleriyle Türkiye’de yeni bir siyasal sürecin başladığını kaydeden Sarıyıldız, bu döneme dair şunları söyledi: 
 
“Kanın dökülmediği, Türkiye’nin temel sorunlarının legal demokratik siyasetin yöntemleriyle çözüme kavuştuğu bir siyasetten söz ediyoruz. İki yıl boyunca hiç kan akmadı. O sürede zarfında halkın demokratik siyasete inancı büyüdü. Sayın Öcalan hem müzakere sürecinin baş aktörü hem de Kürt halkının önderi olarak aslında hayati misyonunu oynuyordu. Sayın Öcalan’ın dedikleri yapıldıkça Kürt halkı demokratik bir dinamik olarak büyüyordu ve Ortadoğu’da sadece Kürtlere dönük değil, insanlığa karşı saldırılarda etkili bir pozisyon alıyor ve etkili bir mücadele yöntemi belirliyordu.
 
Türkiye halkları için de önemliydi. Türkiye’nin kronikleşmiş, devletin kuruluş felsefesiyle ilgili olan sorunların çözümünde kilit bir rol oynamıştı sayın Öcalan. Tüm bunlar 3 yıl önce gerçekleşen süreçlerdi. 7 Haziran 2015 süreci ardından genel seçimlerdeki HDP başarısı ve AKP şahsında yüz yıllık ulus devlet paradigmasının iflası ile birlikte devlet yeni bir konsepti benimsedi. Çok daha fazla şiddetten medet umulduğu ve devreye konulduğu bir süreçte Türkiye’nin başına çok büyük kötülükler getirildi.”
 
‘VAHŞET KONSEPTİ DEVREYE KONULDU’
 
Sarıyıldız, Öcalan’ın kuşatılmasıyla birlikte ise yeni bir konseptin devreye konduğunu kaydetti. Sarıyıldız, bu dönemde yaşlananlara dair, “Sayın Öcalan’ın kuşatılması ve izole edilmesiyle birlikte Türkiye’de hem hükümetin başı Erdoğan hem de devletin içindeki klikler yeni bir konsept devreye koydular. Biz Kürtler bu konsepti, ‘vahşet konsepti’ olarak tanımladık. Çünkü bu yeni konseptte bolca savaş suçları vardı, insanlık suçları vardı. Bu süre zarfında çok kan döküldü. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir ilk olarak Kürdistan kentleri yerle bir edildi. Bununla yetinilmedi o kentlerde direnen, zulme karşı koyan bu halkın çocukları toplu halde katledildi ve yakıldı. Türkiye’nin yeni girdiği süreç faşizm süreciydi. Kürtler başta olmak üzere buna karşı direnen kesimler hedef alındı. Eşitlik, özgürlük talepleri zorla bastırılmaya başlandı” dedi.
 
‘GÜVEN’İN HAKLI TALEBİ ETRAFINDA BİNLER KENETLENMİŞ DURUMDA’
 
Sarıyıldız, böylesi bir ortamda Leyla Güven’in kanın akmaması ve Türkiye’nin temel sorunlarının legal siyaset yöntemiyle yeniden çözülmesi için açlık grevine girdiğini vurguladı.
 
Güven’in bu eylemi cezaevindeki koşulların zorluğuna ve çok ciddi sağlık sorunları yaşamasına rağmen başlattığına dikkat çeken Sarıyıldız, şöyle devam etti: “Güven 65’inci gününü geride bıraktı ve bedenini açlığa yatırmış durumda. Güven eyleminin ardından bir gazeteye verdiği mülakatta çok açık bir şekilde eyleminin amacının söylemişti. Güven, cezaevinde herhangi bir insanın izole edilmesinin bir insanın ailesiyle, avukatlarıyla ilişkisinin kesilmesinin hukuk dışı ve gayri insani bir tutum olduğunu belirtmiş insanlık suçu olduğunu söylemişti. İkinci olarak da hem kendisi hem de Türkiye açısından önemli olan sayın Öcalan’ın 3 yıldan fazla bir süredir yalıtılmasıyla birlikte Türkiye’nin yakıcı bir iklime sürüldüğünü ifade etti. Güven’in haklı talebi etrafında bugün binlerce insan kenetlenmiş durumda.” 
 
‘DEVLETİN KAOSU DERİNLEŞMİŞ DURUMDA’
 
Sarıyıldız, Güven’in sürdürdüğü eyleminde bedeninde kalıcı tahribatlara yol açacak kritik eşiği açtığının da altını çizdi.
 
Buna rağmen devletin hala sessiz kalmasını eleştiren Sarıyıldız, devlet içerisinde Kürt sorunu ve demokrasi sorununun çözülmemesi nedeniyle yaşanan krizlerin derinleşmiş durumda olduğunu kaydetti. Böylesi zamanda devletin içerisindeki kliklerin de birbirine karşı pozisyon alıp, ittifak yaptığını söyleyen Sarıyıldız, bunlar arasındaki çelişkilerin derinleştiği bir süreci yaşadıklarını kaydetti.
 
‘AB ŞANTAJLARA TESLİM OLMUŞ DURUMDA’
 
Sarıyıldız’ın açlık grevleri konusunda sessiz kaldıkları eleştirisinde bulunduğu diğer kurumlar ise, Avrupa Birliği (AB), Avrupa Konseyi İşkencenin Önlenmesi Komitesi (CPT) ve Birleşmiş Milletler (BM) .
 
Sarıyıldız, bu kurumlara dair “Avrupa liberal devletçiliğin merkezidir. Yaklaşımları da o temelde gerçekleşiyor. Erdoğan Avrupa’ya karşı kimi şantajlar yapıyor. Avrupa’nın hem ticari ilişkileri hem de Türkiye’nin jeostratejik konumu nedeniyle AB ve kurumları hukuki yaklaşmıyor. Biz Cizre’de insanlar topluca yakılırken durumu AB’ye, BM’ye taşıdık ama o zaman söz konusu vahşeti durdurabilecek bir irade ortaya çıkmadı. AB, Türkiye’de olan her şeyin, Erdoğan’ın ırkçı dinci siyasetinin farkında ama kendilerini bir bakıma Erdoğan’a mahkum hissediyorlar” değerlendirmelerinde bulundu.
 
‘CPT BU SUÇA ORTAKTIR’
 
CPT’nin bugün kendi yasalarını ayaklar altına alan bir kurum haline geldiğini vurgulayan Sarıyıldız, “CPT, cezaevlerindeki insanlığa karşı suçların ya da yasaların korunmasını sağlayan bir kurumdur. Ancak bugün özellikle sayın Öcalan şahsında ilkeleri, yasaları ayaklar altına alınmasına rağmen güçlü bir tutum almış değil. Bir insanın aylarca yıllarca avukatlarıyla görüştürülmemesi, ailesiyle görüştürülmemesi CPT’ye göre suçtur. Ancak Türkiye taraf olmasına rağmen herhangi bir baskı uygulanmamaktadır. Devletçi Avrupa yaklaşımını esas alan bir konumdadır. Mevcut sorunun ortağıdır” diye belirtti.
 
‘ÖCALAN’IN ETKİN POZİSYON ALMASI GEREKİYOR’
 
Sarıyıldız, Güven’in ve diğer tutukluların açlık grevlerinin sona ermesi için mutlak koşulun Öcalan’ın sağlık ve güvenlik koşullarının sağlanması olduğunun altını çizdi.
 
“Bu talebin olumlu karşılanmasının savaşın bitmesi anlamına geleceğini” söyleyen Sarıyıldız, bu adımı atmak için ise, egemenlikçi, hegamonik, emperyalist heveslerden vazgeçilmesi gerektiğini belirtti. Sarıyıldız, “Barış çabasını sürdürmek, iktidardan vazgeçmeyi gerektiriyor. Bu tecridin kırılması demek devletin son 3 yıldır uyguladığı konsepti tekrar terk etmesi anlamına gelir. Tekrar sayın Öcalan’ın etkin öncü pozisyonunu elde etmesi gerekir. Öcalan’ın tecridin kaldırılması demek Türkiye’de yeniden kanın dökülmediği, tarafların samimi olduğu bir süreci başlatacak” dedi.
 
‘ZAFERE EN YAKIN OLDUĞUMUZ ZAMANLARDIR’
 
Bu adımı atmak yerine dayatılan faşizmin itaat ve teslimiyeti esas aldığını kaydeden Sarıyıldız, “Herkes belki boğulmanın eşiğindedir. Faşizm kendiliğinden gitmiyor, direnişle gidiyor. Faşistlerin büyük bir kısmı kendi sonlarını getiriyor. Çok fazla mücadele alanı bırakılmasa da mevcut mücadele imkanlarının değerlendirilmesi gerekiyor. Yılgınlığa, umutsuzluğa kapılmamak gerekiyor böylesi zamanlar bizim de zafere en yakın olduğumuz zamanlardır” diye belirtti.
 

Diğer başlıklar

22:04 Macron: ABD çekilse de Suriye'de savaşmaya devam edeceğiz
21:56 Beytüşşebap’ta bazı seçmen kayıtları geri çekildi: Bini aşkın asker kaydı duruyor
20:47 Adana'da dengbêjlerin kilamları yankılanıyor
19:17 Davutpaşa patlamasında karar: 2 sanığa 10 ay ceza
18:27 Muhabirimiz Seda Taşkın tahliye edildi
18:09 İHD: Hatay'da tutuklular tedavi edilmiyor
17:51 Kartal’da iş cinayeti
17:46 Avukatların İmralı başvurusu 782'nci kez reddedildi
17:24 Batman'da kar yağışı
17:10 AKP adayı 300 işçisini Hani’ye kaydırmaya çalışıyor
16:31 Hakkari'de 8 bin 199 hayali seçmen tespit edildi
16:22 Yoğun göç Antep'te eğitimi olumsuz etkiledi
16:22 Diyarbakır mitingi için Muş’ta bildiri dağıtıldı
16:19 HDP Kayapınar Gençlik Meclisi kuruluşunu ilan etti
15:44 CHP Antep İl Örgütü'nde İYİ Parti tartışması devam ediyor
15:27 Hasankeyf’te AKP adayı açıklandı, kayıtlar silindi!
15:23 Avukatlar Güven ile koğuşta görüşmek için savcılığa başvurdu
15:00 ‘Dicle Üniversitesi’ndeki personel açığı kapatılmalı’
14:51 Muş, Iğdır, Kars ve Bitlis'te binlerce seçmene itiraz
14:45 Bir avuç gökyüzü için 123 gündür ölüm orucundalar
14:23 Diyarbakır mitingine çağrı: Cezaevlerinde yükselen çığlığa ses olalım
14:22 Diyarbakır’da kar yağışı
14:21 Polisin HDP’li genci şehir dışına çıkarıp işkence ettiği iddiası
14:12 Bahçeli’den AKP’ye 'Güvenli Bölge' uyarısı
14:11 Gazeteci Karakaş ve 9 kişi için ceza istendi
14:03 Asrın Hukuk Bürosu: Görüşme mutlak tecridin kalktığı anlamına gelmez
14:02 Şırnak'ta boşaltılmış karakolda 205 ‘yabancı’ seçmen
14:00 ‘Doğalgaza yapılan zamlar geri alınmalı’
13:45 Aladağ yurt faciasında: 'Belediye delilleri karartıyor’
13:38 HRW: OHAL bitti ama baskılar bitmedi
13:37 DTK eski Divan Üyesi Bazancir tahliye edildi
13:15 Hollandalı gazeteci Türkiye’den sınır dışı edildi
13:10 Aydınlar Meclis'te HDP Grubunu ziyaret etti
13:05 HDP Efrin zeytinlerini Meclis’e taşıdı
12:57 Hasankeyf'te seçmen kayıtları silindi iddiası
12:55 Kayyum, Antik Kent Dara'nın kapısına kilit vurdu
12:50 HDP çalışanı sınır dışı edildi
12:26 Seçmen kayıtları bugün askıdan indirilecek
12:20 Gazeteci Ziya Ataman yine tahliye edilmedi
12:19 GBT’lerine bakılan 2 kişi gözaltına alındı
12:19 Avukatlar Öcalan’la görüşmek için 782’nci başvuru
11:59 Tecride Karşı Özgürlük İnisiyatifi: Yarın çok geç olabilir
11:52 HDP'nin Karaçoban aday adayı tutuklandı
11:52 HDP, boş binada 76 askeri personelin seçmen gösterilmesini sordu
11:39 Tanrıkulu cezaevlerindeki ‘A Takımı’nı Meclis’e taşıdı
11:38 Angela Davis: Öcalan’ın tecridi konusunda Güven’in sunduğu liderliğini takip etmeliyiz
11:37 Emekli aylıkları ile ilgili kanun teklifi kabul edildi
10:54 Özgür Gündem davasında tahliye çıkmadı
10:35 Bağlar’da 2 kardeş gözaltına alındı
09:54 AKP’li belediye borcuna karşılık camiyi gözden çıkardı